0-6 yaş dönemi, bireylerin hayatının temelini oluşturan süreçlerin başında gelir. Kişiliğin biçimlenmesi yönünde kritik öneme sahip bu dönemde temel gelişim alanları büyük ölçüde tamamlanır. Bu süreçte çocuğa eşlik eden yetişkinlerin rolü büyüktür.
Yetişkinler için oyun, yaşamlarındaki temel uğraşlarından arda kalan vakitte başvurdukları bir rahatlama aracıdır. Montaigne'e göre ise oyun, çocukların en gerçek uğraşıdır ve yetişkinlerin işe gitmesi gibi onlar da oyuna gider. Çocuklar için oyun, hayata hazırlandıkları en doğal ve aktif denemeöğrenme ortamı, bir nevi zihinsel antrenmanlarıdır. Özellikle 2-6 yaş döneminde çocuklar her deneyimlerini oyuna çevirmek isterler. Ancak bu dönemin özelliği, çocukların oyunu dünyayı anlamlandırmak adına bir araç olarak kullanmalarıdır. Çocuklar; karar verme, kontrol etme, kendi becerilerini test etme, özgüven, öz yeterlik, sınırlara uyum sağlama, diğerlerine saygılı olma, toplum içinde davranışlarını denetleme, başkalarıyla işbirliği içinde çalışabilme becerilerini oyun aracılığıyla geliştirirler. Oyun; çocuğun fiziksel, ruhsal ve bilişsel açıdan sağlıklı gelişimi için beslenme ve uyku kadar gerekli bir aktivitedir.
Ortalama 2-3 yaş civarı çocuklar yan yana fakat konuşmadan, kendi oyuncaklarıyla veya oyuncaklarını paylaşarak oynarlar. 3-4 yaşlarındaki çocuklar ise hayal gücü ve pratik içeren meslek, rol yapma ve evcilik gibi oyunları tercih ederler. 4-5 yaşlarında oyunlarda işbirliğini keşfeder ve arkadaş seçimleri netleşir, 5-6 yaşında ise tüm bu oyun deneyimini belli kurallar çerçevesinde çoğunlukla hemcinsleriyle oynar, oyunlarına fantastik figürler ve olaylar eşlik eder.
Oyunda Yetişkinlerin Rolü
Yetişkinlerle gerçekleştirilen bir araştırmada kişilere, çocukluklarına dair hatırladığı en net anılar sorulduğunda, oyun oynadıkları anılar ilk sırada gelmektedir. Ebeveynleri ile günde 20-30 dakikalık ‘sadece oyun saatleri’, ileride oluşabilecek ruhsal problemlerin oranını ciddi oranda düşürebilmektedir. Günümüzde ebeveynlerin çoğunun vakti yorucu iş yaşamında geçtiği için eve döndüklerinde çocuklarıyla oyun oynamaya yeterli zaman ayıramamakta veya hava 40 derece iken oyun oynamak keyif verici bir aktivite olmamaktadır. Yetişkinler olarak her zaman ve her ‘hava koşulunda’ oyun oynamaya hazır bulunmamız beklenemez elbette. Birer yetişkin olarak oksijen maskemizi önce kendimize takıp bireysel ihtiyaçlarımızı karşılamalıyız ki oyunu gerçekten verimli bir şekilde kullanabilelim.
Burada hasta rolünde sizin olduğunuz doktorculuk, birbirinizin sırtına şekiller/rakamlar çizdiğiniz tahmin oyunu, çocuğunuzun hamur yerine sizin kolunuza şekil verdiği oyunlar, kuaförcülük, vb. oyunlar işinize yarayabilir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise ebeveynlerden birinin sadece etkinlik/aktivite kitapları ile vakit geçirip diğerinin ise sadece oyun oynadığı bir düzenin oluşmamasıdır. Her iki ebeveyn de çocukla eşit oranda oyun oynamaya özen göstermelidir.
Çocuğumun Oyununa Nasıl Dahil Olmalıyım?
Oyunun, mükemmel bir öğrenme ortamı sunduğunu hatırlayalım. Kazandırmak istediğiniz davranışlar veya anlamlandıramadığınız duygusal zorlanmalarda oyun en sağlıklı yoldur. Ebeveynler, çocuklarının zihinsel, fiziksel ve duygusal durumlarının farkında olmak için mutlaka onları oyun oynarlarken izlemelidir. Oyunlarına dahil olduğumuzda görürüz ki özellikle 3-6 yaş arasındaki çocuklar oyunun kurallarını kendileri koymak isterler, kazanan hep kendileridir ve oyuncakları sizinle paylaşıyor gibi görünseler de rol ve replikler çocuğun kontrolündedir. Burada, oyunun günlük yaşam pratiği ve sorun çözme ortamı olduğunu hatırlarsak kontrolün çoğunlukla çocukta olduğu oyunlara bol bol alan açmamız sağlıklı olacaktır. Örneğin sık sık savaş/ öldürme oyunu oynayan çocuğu oyun içerisinde uyarıp bu tür oyuncakları yasaklamak yerine, bu temaların çocuk için anlamını araştırıp bunu gözlemlemek ve mümkünse bir uzmanla iletişime geçmek doğru bir yol olacaktır.
Çocuğum bensiz oynamak istemiyor
Okul öncesi dönemi ele alacak olursak 36 ay, tek başına oyuna geçiş için ideal dönemdir ancak bazen çocuklar bireysel oyunlar kurmak istemezler ve yanlarında her zaman bir yetişkin olsun isterler, kurdukları oyunlardan çok çabuk sıkılırlar.. Bu durumun pek çok sebebi olsa da temelde "çocuğumun ihtiyaç duyduğu şey aslında ne, oyun oynamayı biliyor mu, bizimle geçirdiği vakit yetersiz mi geliyor?" sorularını sormak faydalı olacaktır.
Oyun ve Oyuncak Seçimi
Evdeki tencere veya boş bir koli bile çocuk için bir oyun malzemesidir. Oyuncaklar çocuğun yaşı, gelişim ihtiyacı ve ilgisine göre çocukla birlikte seçilmelidir. Oyun alanı genel olarak düzenli olmalı fakat kendi odası/ oyuncakları konusunda özgürlükleri engellenmemelidir.
Pek çok özelliği olan, çok sayıda ve çeşit çeşit oyuncak yerine az sayıda, tekrar tekrar oynamaya teşvik edecek oyuncaklar tercih edilmelidir. Örneğin bir kaşığı dilediğinde mikrofon, dilediğinde bir insan olarak kullanabilmesini isteriz ki dikkat kapasitesi, karar verme becerisi ve hayal gücü aktif olabilsin.
Kil, boya, tıraş köpüğü, su, kinetik kum, çamur gibi çeşitli duyu alanlarını uyaracak ve çocuğunuzun rahatlamasını sağlayacak oyunlara mutlaka yer verilmelidir.
Aşırı idealize edilmiş figürler ve oyuncaklar yerine gerçeğe uygun ve günlük hayatta benzer örnekleriyle karşılaşabilecekleri oyuncaklar seçilmelidir. Kullanılan maddelerin sağlık açısından uygunluğu ve güvenliği önemlidir.
Toplumumuzda erkek çocukların araba/tamir aletleri, kız çocuklarının bebek ve mutfak/ temizlik eşyalarıyla oynaması gerektiği düşünülse de, büyüdüklerinde erkek çocuklarının kendi kıyafetlerini ütüleyebilmesi ve kız çocuklarının da bozuk musluğu tamir edebilmesi için her türden oyuncakla oynama fırsatı verilmelidir, cinsiyete göre oyuncak seçimi yapılmamalıdır. Çocukların farklı oyuncaklarla oynayarak yaşamın farklı alanlarında deneyim kazandıkları unutulmamalıdır.
Çocuğunuzu aşırı yorabilecek yüksek sesli ve bol ışıklı oyuncaklara dikkat edilmeli, dokunma ve sarılma ihtiyacını karşılayabilecekleri yumuşak yapılı peluş oyuncaklara yer verilmelidir.
Dikkat, bellek, koordinasyon becerilerini destekleyen müzik aletleri, farklı rolleri deneyimleyebilecekleri kostümler ve tüm ailenin oynayabileceği, yaş gruplarına uygun kutu/ masa oyunlarına da yer verilmelidir.
BİREYKİDS ANAOKULU PSİKOLOĞU
EZGİ BUSE DEMİREL

